IKSV Genel Müdürü Görgün Taner

“Sizinle çarpışabilecek düzeyde, sizi geliştirebilecek insanlara çalışmayı deneyin.”

 13 Kasım Çarşamba günü İstanbul’da yaşayan her insanın en az bir kez yolunun kesiştiği İstanbul Kültür ve Sanat Vakfındaydık. Vakfın Genel Müdür’ü Görgün Taner ile sanata bakışımızın değiştiği ve her birimizin ayrı ayrı çok etkilendiği bir görüşme gerçekleştirdik.

  Her zaman olduğu gibi öncelikle Görgün Bey’in hayat hikayesini dinledik. 1959 yılında Kadıköy’de doğan Görgün Taner aynı semtte büyümüş. Kendini bir Kadıköy aşığı olarak tanımlayan Görgün Bey lise eğitimini de Kadıköy Anadolu Lisesinde tamamlamış. Daha sonra ODTÜ’de işletme okumaya başlamış fakat bu okulda eğitimini tamamlamamış. 1983 yılında Boğaziçi Üniversitesinde Tarih okumaya başlamış ve üniversite eğitimini burada tamamlamış. Üniversite yıllarında İKSV ile tanışan Görgün Bey, ilk olarak Kent Sinemasının koordinatörlüğünü üstlenmiş. 1994 yılında İstanbul Caz Festivali’ni düzenlemeye başlamış ve 2002 yılından beri de İKSV’nin genel müdürlüğünü yürütüyor.

 Sorularımıza geçtiğimizde sohbetimiz daha da derinleşti. Sanatın kendisine ne anlam ifade ettiğini sorduğumuzda bunun farklı cevapları olabileceğini fakat genel anlamda belirli bir estetik ve akım içerisinde kendini ifade etme şekli olduğunu söyledi. Daha sonra sanatın ne kadar değişken olduğunu açıkladı: “Değişen teknoloji çağı ile müziği nasıl dinlediğiniz bile değişiyor. Pikaptan tutun da kaset, walkman, CD şimdi de Spotify. Tabi erişilebilirlik artarken kalite de düşüyor çünkü emek de azalıyor. Yine de günümüzün güzel yanı 70’lerdeki Cem Karaca’ya da bu kadar kolay ulaşabiliyor olmanız. Dünya değişiyor ve değişmeye devam edecek fakat değişmeyecek şey sosyalleşme. Bu değişimde erişilebilirliği ve sosyalleşmeyi sanatçının sanatla yakalaması lazım.” Daha sonra kendisini geçmişte etkileyen olayları merak ettiğimizi söyledik. Öncelikle üniversitedeki bir hocasından öğrendiklerini anlattı: “Hocamdan kendime örnek aldığım iki şey vardır. İlki iş saatinden yarım saat önce orada olup kendini güne hazırlamak, ikincisi ise bu yarım saatte mutlaka dünyadan haberler okuyup dünya gündeminden haberdar olmak.” hayat mantalitesinin de hep böyle kaldığını ekledi. Daha sonra 1989 yılında sözün arkasında durmanın önemini nasıl öğrendiğini anlattı. Henüz bu tarz etkinliklerin yaygın olmadığı zamanlarda Bob Dylan’ı İstanbul’a getirme şansları olmuş fakat bir kontrat imzalanmadığı için kendisini rahat hissetmiyormuş ve bunu Bob Dylan’ın menajeriyle paylaşmış. Adam ise kendisine verilen söze inandığını, bir kontrata gerek olmadığını açıklamış. “O gün anladım ki söz verdiyseniz tutacaksınız, verdiğiniz sözü tutmak için azami çaba göstermelisiniz.” diyerek verdi yanıtını. Son olarak da bize bazı tavsiyeler vererek bitirdi konuşmasını:

Her şeyin deneyim temelli olduğunu unutmayın.                                                                      

Sizden önceki nesillerden öğrenin ve sizden sonraki nesillere öğretin

Takım olmanın önemini kavrayın.

 Dünyadan haberdar olun ve uluslararası iyi örnekleri göz önünde bulundurun.

 Değerli tavsiyeleri, paylaştığı tecrübeleri ve ayırdığı zaman için Görgün Bey’e çok teşekkür ederiz.

Hazırlayan: Sıla Özinan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir