Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş

Home / Yurt İçi / Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş

“İddialı olmayan milletlerin geleceği yoktur.”

 

Ankara gezimizin 2. Günü olan 3 Nisan Salı gününün ikinci görüşmesini Kültür Bakanımız Sayın Numan Kurtulmuş ile gerçekleştirdik. Hepimiz için çok farklı bir tecrübe olan bu görüşme için hem çok heyecanlı hem de merak doluyduk.  Bakanımızın yoğun programından dolayı ortalama görüşmelerimizden biraz daha kısa sürse de oldukça verimli, bilgi dolu ve keyifli bir görüşme oldu.

Bakanımız Numan Bey yaptığı konuşmanın başında kulübümüzün yapmış olduğu görüşmeleri, derslerden daha etkili bir deneyim, bir tecrübe olarak gördüğünden bahsetti ve bizi tebrik ederek oldukça gururlandırdı. Genel anlamda zor bir süreçten geçtiğimizi fakat gençlerin daha bilinçli ve daha başarılı olduğundan söz etti. 90’lı yıllarda daha demokratik ve yeni bir dünyanın var olacağından bahsedilirken şu an bile pek de iyiye gitmediğinden bahsetti. Avrasya ve Afrika arasında bir yapıtaşı görevi olan Türkiye’nin önemli konumundan dolayı dış tehditler altında olduğundan ve Türkiye’nin gelişmesini istemeyenler tarafından yüklenildiğini anlattı. Dünya sisteminin de altüst olduğunu ve emperyalizm savaşlarının var olduğunu açıkladı. Nüfus ticareti ve vekalet savaşlarının varlığının bu duruma sebebiyet verdiğini anlattı. 90’lı yıllardan sonraki hedef küresel pazar oluşturma, hizmet kalitesini arttırma ve ortak ticaret iken fakat bunun gerçekleşmemesi ile ticaret savaşlarına girmiş olduk ve bölgesel savaşlar ile karşı karşıya bulunduk. Bu durumda Türkiye, kendi eksenini koruma peşindedir.

“Milli kültürel bağımsızlığımızı elde etmediğimiz sürece ekonomik, teknolojik bağımsızlığı elde etmek mümkün değildir, gençlerin hedefi de bağımsızlığımızı koruyup çoğaltmaya çalışmak olmalıdır.”

 Bakanımız genel olarak Türrkiye’nin tarihinden bahsetti: 24 büyük medeniyetin Anadolu’dan geçtiğinden ve varolan büyük kültürel zenginliğe sahip çıkmamız gerektiğinden bahsetti. “İddiası olmayan hiçbir milletin geleceği yoktur.” Gerçekleşen emperyalizm savaşları sonrası geniş bir coğrafyadan çekilmek zorunda kaldığımızı fakat bu değerleri hala taşıdığımızı bunun da bizi önemli kılan değerlerimizden olduğunu ve güçlü olmamız gerektiğini anlattı. Bu konuda bize düşen görevin:

Okumak ve bilmek olduğunu fakat yalnızca kitap okumakla sınırlı kalmayıp; Dünyayı (yüksek teknolojiyi, database’leri), kainatı ve kendini de bilmek;

Aksiyon sahibi olmanın önemini, bildiklerimizi icraata dökmek;

Küçük gruplar halinde okumalar yapmak ve müzakere etmek, bu okumalar ile türkçemizi test etmek; gezerek, dolaşarak farklı medeniyetleri görmek ve kendi kültürümüzü tanımak olduğunu belirtti.

Dünyanın başkenti ve büyük bir ilmin merkezi olan İstanbul’da aradığımız iyi ve kötü her şeyi bulabileceğimizi söyleyerek istediklerimizi kolaylıkla yerine getirebileceğimiz bir yerde yaşadığımızı söyledi.

Bu faydalı bilgiler ve öğütlerden sonra; Bakanımızın hayatını kendi ağzından dinleme şansı yakalamış olduk. Kendisi 1959 doğumlu, 5 çocuklu bir aileden gelmiş ve 3 nesil boyu İstanbul’da yaşamış bir ailenin çocuğu imiş. Dedesi binbaşı olarak 7 ayrı cephede savaşmış ve dedesi ile aynı ismi taşıyormuş ve “İslamın Temel Bilgileri” adında bir kitabı bulunmaktaymış. Babası İsmail Kurtulmuş, hayır işlerinde büyük rol oynayan bir tıp doktoruymuş ve Bakanımız İsmail Bey’in lider ve yardımsever kişiliği ile kendisinin ilkokulu olduğundan bahsetti. Sayın Bakanımız, İstanbul Üniversitesi İşletme bölümü mezunu, Cornell Üniversitesi’nde de doktorasını yapmış. 1998’den beri de aktif siyasette rol alıyormuş.

Kısıtlı süremiz dolayısıyla soru-cevap kısmında yalnızca en çok merak ettiğimiz soruları sorma fırsatımız odu ve bunların ilki akademisyenlik kariyerinden siyasete geçişin nasıl sağlandığı oldu. Olaylar Bakanımız için beklenmedik şekilde gerçekleşmiş, aslında professor olmayı hedefliyormuş. Teklif gelince kabul etmiş. “Napmak istediğinizi biliyorsanız her alanda başarılı olursunuz.” Akademisyenliğin vermiş olduğu sentez ve iletişim yeteneği siyasette oldukça fayda sağlamış. Iletişimde de birikimleri doğru şekilde kullanarak doğru kararlar vermenin öneminden bahsetti. Akademik ortamın siyaset ortamına kıyasla daha nezih ve zaman yönetiminin daha çok kullanılabilecek bir ortam olduğundan söz etti. “Siyasette Türkiye’nin bir haftalık programı, İsveç’in bir yıllık gündemi.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir